19 Temmuz 2011 Salı

Bulut Bilişim Ekonomisi – Bölüm 2


14 Temmuz 2011'de mshowto.org web sitesinde yayınlanmıştır.
Bir önceki yazımızda bulut bilişim modelinin ekonomik anlamda sağladığı ve sağlayabileceği avantajlardan kabaca söz etmiştik ve kaynak tarafındaki önemli ekonomiks katkıların neler olduğuna yakından bakmıştık. Bu yazıda ise, bulut bilişimin kaynak tarafında sağladığı ekonomik avantajları derinlemesine inceleyeceğiz.
Talep Tarafındaki Durum
BT harcamalarının toplam maliyeti, yalnızca sahip olunan kapasitenin maliyeti ile değil, eldeki kapasitenin ne derece verimli kullanıldığı ile de doğrudan ilgilidir. Bu yüzden, kaynak (işlrm gücü (CPU), bant genişliği, depolama vs.) kullanımının maliyet üzerindeki etkilerini ve doğru planlamayla buralardan nasıl fayda sağlanabileceğinin incelenmesi gerekmektedir.
Sanallaştırma teknolojisinden faydalanılmayan bir veri merkezinde, her bir uygulama veya iş yükü, tipik olarak kendi fiziksel sunucusu üzerinde çalışır. Bu durum, ihtiyaç duyulan sunucu sayısının sahip olunan uygulama veya iş yükü miktarıyla doğrusal olarak ölçeklendirilmesi demektir. Böyle bir modelde, sunucuların kullanım oranı oldukça düşüktür; hatta bu oran %5-%10 seviyelerinde seyretmektedir. Sanallaştırma, aynı fiziksel sunucu üzerinde farklı uygulamarın çalıştırılmasına imkan tanıyarak, kaynakların daha verimli kullanılmasına yardımcı olur. Bu durumun doğrudan bir sonucu olarak, sanallaştırma teknolojisi kullanmanın aynı sayıda uygulamayı ve iş yükünü çalıştırmak için bu teknolojiiyi kullanmayan modellerden daha az sayıda fiziksel sunucuya ihtiyaç duyduğu söylenebilir. Peki bu husus, ölçek ekonomilendirmesini nasıl etkiler? Eğer tüm uygulamalar veya iş yükü sabit bir kullanıma sahipse, bu durumda yalnızca gereken fiziksel sunucu miktarı azalacaktır ve  bu durum ölçek ekonomilendirmesini etkilemeyecektir. Fakat pratikte, uygulamaların kullanım oranları zaman içerisinde oldukça değişkenlik gösterir. Örneğin, bir uygulama herhangi bir anda çok fazla kaynak tüketiyor olabilirken, birkaç dakika içerisinde neredeyse hiç kullanılmıyor olabilir. Bu durum, talep birleştirme veya çeşitlendirme yoluyla kaynak kullanımı anlamında önemli iyileştirmeler yapabilmeye olanak tanır.
Bulut bilişimin sağladığı esnek iş modeliyle maliyet avantajına dönüştürülebilecek ve kaynak kullanımını doğrudan etkileyen bazı değişkenlikleri inceleyelim.
Resim 1
  • Gelişigüzellik: Son kullanıcıların kaynaklara erişim düzeni, belirli bir oranda gelişigüzellik içerir. Örneğin, kullanıcılar e-postalarını farklı zamanlarda kontrol ederler. Klasik yapılarda, hizmet standardı anlaşmalarını yerine getirmek için, gerekli olduğunda devreye alınmak üzere kapasite kullanımını artırmak amacıyla kullanılabilecek sistemler hazırda bulundurulur zira pek çok insanın aynı anda gerçekleştirmek isteyeceği görevler de bulunabilir. Böyle bir durumda, belli anlarda kaynaklar verimli kullanılırken, diğer zamanlarda kullanım oranı düşük oranlarda seyredebilir. Eğer sunucular havuz mantığında işliyorsa, yani kaynaklar bir havuzda toplanmış ve paylaşaılabiliyorsa, bu değişkenlik belli oranda azaltılabilir.
Resim 2
  • Gün içindeki değişkenlikler: Kullanıcıların her gün tekrar eden davranışlarda bulundukları bilinmektedir. Örneğin, tüketici servisleri akşam saatlerinde tavan yaparken, iş yeri servisleri gün içinde en yüksek noktasına ulaşmaktadır. Klasik bir sistemde, kapasite gün içindeki bu artışları karşılayabilecek şekilde planlanır, ancak günün diğer bölümlerinde kapasite kullanımı oldukça düşük seviyelerde seyreder. Kaynak kullanımındaki bu değişkenlik,  aynı sunucu üzerinde farklı zaman dilimlerindeki uygulamaları çalıştırarak veya günün farklı saatlerinde yoğunluk kazanan uygulamaları aynı sunucu üzerinde çalıştırarak giderilebilir. Örneğin, kurumsal servislerle tüketici servisleri aynı sunucu üzerinde çalıştırılabilir çünkü biri gündüz saatlerinde yoğunken, diğeri akşam saatlerinde yoğundur.
Resim 3
  • Endüstri özelinde değişkenlik: Bazı değişkenler endüstri dinamikları tarafından belirlenir. Endüstri çeşitliliğinin farklı tipleri bulunabilir. Bazıları, dönemsel olarak tekrar eden ve tahmin edilebilir olaylar olabilirken (Dünya kupası  veya olimpiyatlar), bazıları ise beklenmedik olaylar olabilir. Her türlü durum için ortak olan nokta, kapasitenin mutlaka ihtiyacı karşılayabilecek şekilde ayarlanması, dahası bunun üzerine bir miktar hata payı da koyulmasının gerekliliğidir. Böyle bir durumda, kapasitenin büyük bölümü bir kez daha kullanılmadan bekleyecektir. Güçlü bir çeşitlendirme çalışması, endüstri özelindeki bu yoğunluk farklarından faydalanarak, kapasitenin daha etkin ve verimli kullanılmasına yardımcı olmaktadır.
Resim 4
  • Çoklu kaynak değişkenliği: Hesaplama, depolama vb. kaynaklar genelde beraberinde belirli sınırlamalar getirir. Bir sunucunun hesaplama gücü (CPU), depolama alanı ve benzeri diğer kaynakları limitlidir. Arama yapmak gibi bazı iş yükleri oldukça yüksek CPU gerektirirken, göreceli olarak çok daha az miktarda depolama alanaı gerektirir. E-posta gibi bir iş yükü ise aramanın tam tersine daha fazla depolama alanı gerektirirken, daha az CPU gerektirir. CPU ve depolama için optimize edilmiş sunucular satın alarak kapasite kullanımını düzeltmek veya dengelemek mümkün olabilir. Ancak, böyle bir çözüm verimsiz kapasite kullanımı sorununu tam anlamıyla çözmeye yetmez zira böyle bir çözüm bir yandan sistemdeki esnekliği azaltırken, diğer yandan maliyet artışına sebep olur. Çoklu kaynak değişkenliği, kaynak kullanımı anlamında birbirini tamamlayıcı  rolleri olan iş yüklerinin aynı kaynak havuzu üzerinde çalıştırılması gibi bir çeşitlendirme yapılmadığı taktirde, mevcut kaynakların verimli kullanılamamasına yol açar.
Resim 5
  • Belirsiz büyüme düzenleri: Kurumun gelecekte ihtiyaç duyabileceği kaynak miktarının tahmini ve ilgili kaynağın devreye alınması zor bir süreçtir. Kurumlar, altyapı ihtiyaçlarını gerçekten biliyor olsalar dahi BT yatırımı yapmadan önce üst yönetimden veya karar verici mekanizmalardan onay almaya gerek duyarlar. Büyük çaplı kurumlarda dahi bu durumla karşılaşılır ve firmaların satın almayı tamamlayıp sistemi devreye alması çoğu zaman 6-12 aylık bir züre zarfında gerçekleşir. Kullanıcılar arasında iş yükü çeşitlendirmesi yaparak, beklenenden fazla oranda ihtiyaç duyulan kapasite miktarı, beklenenden az oranda ihtiyaç duyulan kapasite ihtiyacıyla dengelenebilir ve böylece bulut sağlayıcısı bu değişkenliğin etkisini azaltmış olur.
Resim 6
Bulut bilişimin sağladığı en önemli fayda, bahsedilen değişkenler sebebiyle kaynak kullanımında ortaya çıkan verimsizliği ortadan kaldırılabiliyor olmasıdır. Bulut bilişimle birlikte birlikte, kaynakları bir havuzda toplayarak değişkenlikler çeşitlendirme yöntemiyle yok edilebilir. Kaynak havuzu ne kadar büyükse, birleşik talep profili de bir o kadar dengeli, kaynakların toplam kullanım oranı bir o kadar yüksek ve son kullanıcı ihtiyacını karşılayan BT organizasyonunu yaratmak bir o kadar ucuz olur.
Microsoft tarafından; talebin rastgele değişkenliğinin buluttaki sunucu sayısı artırılırken sunucu kullanım üzerine olan teorik etkisini modelleyen bir çalışma gerçekleştirildi. Bu çalışmaya göre, teoride 1000 sunuculuk bir kaynak havuzunda hizmet standardı anlaşmasını ihlal etmeden %90’a varan kullanım oranına ulaşılabiliyor. Bu sonuç, yalnızca değişkenliğin tek kaynağının gelişi güzelik olduğu durumda ve iş yüklerinin fiziksel sunucular arasında herhangi bir kayıp yaşanmadan taşınabildiği durumda geçerlidir. Önemli olan nokta ise; daha yüksek kullanım oranlarının, kaynak havuzu büyüklüğünün arttıkça daha kolay sağlanabiliyor olmasıdır.
Bulut bilişimin talep tarafında sağladığı faydaların altında yatan sebepleri inceledik. Bahsettiğimiz bu sepebler kaynak kullanımını direkt olarak etkilerken, iyi yönetimle önemli maliyet avantajları sağlayabilir. Bulut teknolojisinin talep tarafında sunduğu avantajları bir sonraki yazıda inceleyeceğiz. Bunun yanında, kaynak tarafında kullanım oranlarının artması ile talep tarafında bir sonraki yazıda bahsedilecek olan avantajlar çoklu paylaşımlı uygulama modeliyle birleştiğinde, bulut teknolojisi kurumlar için önemli maliyet avantajlar sağlamaktadır. Çoklu paylaşımlı uygulama modelinin ne olduğuna da bir sonraki yazıda değinilicektir.

14 Temmuz 2011 Perşembe

Bulut Bilişim Ekonomisi – Bölüm 1

14 Temmuz 2011tarihinde mshowto.org web sitesinde yayınlanmıştır.

0
Bilgi teknolojileri, büyük bir değişim geçiriyor. Klasik sunucu/istemci modelinden “bulut bilişime” geçiş, pek çok yenilikle birlikte pek çok soru işaretini de beraberinde getiriyor. Önümüzdeki dönem içinde bu değişimin etkilerinin ne olacağı, teknolojinin ne yönde ilerleyeceği gibi sorular üzerine yürütülen spekülasyonlar karşısında, BT liderlerinin bulut teknolojisi ile ilgili açık ve geniş bir vizyona sahip olmaları gerekiyor. Bu vizyonun en önemli parçası, hiç şüphesiz bulut bilişimin altında yatan uzun dönemli ekonomik etkilerin ve etkenlerin anlaşılması olarak karşımıza çıkıyor.
Bulut bilişim servislerinin gelişi, IT ekonomisini temelden değiştirmeye başladı bile. Bulut teknolojisi, bir yandan BT kaynaklarını standardize ederken, diğer yandan kaynak havuzu yaratarak mevcut kaynakların daha verimli kullanılmasına yardımcı oluyor. Bunun dışında, bulut teknolojisi bugün için manuel olarak yapılan pek çok yönetimsel görevin otomatik olarak yapılmasını sağlıyor. Bulut mimarisi; esnek tüketim, self servis ve kullandığın kadar öde kavramlarının da BT ekonomisine de girmesine öncülük ediyor.
Bulut bilişimin getirileri bunlarla sınırlı değil. Bulut bilişim çekirdek BT altyapısının büyük veri merkezlerine taşınmasını sağlayarak, aşağıda belirtilen üç alanda ekonomik fayda elde edilmesini sağlıyor:
  • Kaynak tarafındaki tasarruflar: Büyük veri merkezleri, sunucu başına  daha az maliyetlidir, yani maliyet avantajı sağlar.
  • Talep tarafındaki bütünleşme: BT altyapısı tarafındaki ihtiyacın birleştirilmesi, sunucu kullanım maliyetlerini azaltır, kaynakların ortalama aktif kulanım süresini artırır.
  • Çoklu-paylaşım modeli: Çoklu paylaşımlı uygulama modeline (multitenant application model) geçiş, müşteri veya kullanıcı sayısı arttıkça uygulama yönetimi ve sunucu yönetimi maliyetlerinin azalmasına yardımcı olur.
Bahsedilen bu üç alandaki faydaları, üç yazıdan oluşan bir yazı dizisi halinde siazlerle paylaşacağız. Kaynak tarafından başlarsak:
Kaynak Tarafındaki Durum
Bulut bilişim, merkezi işlem birimi (mainframe) ve sunucu/istemci modelinin en iyi ekonomik özelliklerini bir arada topluyor. Merkezi işlem birimi yapısı, ekonomik anlamda çoğunlukla merkezi işlem biriminin yüksek maliyeti ve bu karmaşık sistemi yönetebilecek personelin maliyeti ile akıllarda yer etmiştir. Gerekli hesaplama gücü (birim saniyedeki milyon istek birimiyle ölçülen, MIPS) arttıkça, ilk başta maliyet hızlıca azalmıştı; fakat yalnızca büyük merkezi BT organizasyonuna sahip kurumlar yatırımı anlamlı kılacak kaynaklara ve birleşik (aggregate) talebe sahiplerdi. Yüksek maliyet sebebiyle, son kullanıcı çevikliğinden ziyade kaynak kullanımı öncelikli mesele haline geldi ve kullanıcıların istekleri sadece gerekli kaynaklar uygun olduğunda karşılanmaya başlandı.
Daha küçük boyutlu bilgisayarların üretilmesi ve takiben sunucu/istemci modeline geçilmesiyle, satın alınabilen en küçük birimin maliyeti oldukça azaldı ve kaynaklar yönetilmesi ve bakımı daha kolay bir hale geldi. Bu birimlere ayırma modeli, BT servisleri sağlamanın önündeki engelleri önemli ölçüde azalttı ve bir yandan da son kullanıcı çevikliğini önemli ölçüde artırdı. Diğer bir yandan ise, sunucu/istemci modeliyle kullanım ve verimlilik anlamında büyük ölçüde gerileme yaşandı zira herhangi bir amaç için alınmış ve veri merkezlerinde her daim hazır bulunan sunucuların kullanım oranları %5-%10 seviyesine indi.[1]
Bulut bilişim, bazıları tarafından zaman zaman ifade edildiği gibi merkezi işlem birimi modeline doğru bir yönelme değil, aslında kullanıcılara merkezi işlem biriminin sağladığı maliyet ve verimlilik avantajlarından daha fazlasını sunan; sunucu/ istemci modelinin sağladığı birimlere ayrılmış ve son kullanıcı çevikliğinin artırıldığı yapıdan daha fazlasını sunarak, bahsi geçen ödünlerin (maliyet ve son kullanıcı çevikliği) verilmesini oratdan kaldırıyor.
, bahsedilen alanlardan kaynaklanıyor:
  • Güç maliyeti: Kurumlar için elektrik enerjisi maliyetleri giderek artıyor ve gün geçtikçe gider kalemlerinin en önemlisi olma yönündeki iddiasını pekiştiriyor. Günümüzde, elektrik harcamalarının, bir kurumun BT harcamalarının %15-%20’sini oluşturduğu ön görülüyor. Güç Kullanım Verimliliği, büyük işletmelerde küçük işletmelere göre daha düşük seviyelerde seyretme eğiliminde. Küçük çaplı veri merkezi operatörleri elektrik için yerel tarife üzerinden ödeme yaparken; büyük çaplı veri merkezi operatörleri, tesislerini daha ucuz elektrik kaynaklarının var olduğu yerlere kurarak ve büyük anlaşmalar yaparak elektrik enerjisi için ulusal tarifenin dörtte birinden daha az tarifelerle ücretlendirilebiliyorlar.[2] Dahası, farklı lokasyonlarda tesisleri bulunan operatörlerin elektirk oranlarındaki coğrafik değişkenlikten faydalandıkları ve bu yolla enerji maliyetlerini daha da aşağıya çektikleri çeşitli araştırmalar tarafından ortaya konulmuştur.
  • Altyapı iş gücü maliyeti: Bulut bilişim, devamlı tekrarlanan pek çok yönetimsel görevin otomatik bir şekilde gerçekleştirilmesini sağlayarak iş gücü anlamında önemli maliyet avantajı sağlar. Dahası, bu şekilde büyük tesislerin küçük tesislere oranla daha fazla kazanç sağlayabildiği de bilinmektedir. Sıradan bir kurumda, bir sistem yöneticisi yaklaşık 140 sunucu ile ilgilenebilirken, bir bulut veri merkezinde aynı yönetici binlerce sunucuyu yönetebilmektedir. Bu gelişme, BT çalışanlarının katma değeri daha yüksek olan görevlere ve süreçlere zaman ayırabilmesine yardımcı olmaktadır.
  • Güvenlik ve güvenilirlik: Sıklıkla genel (public) bulut kullanımının önünde bir engel olarak gösterilse de, artan güvenlik ve güvenilirlik ihtiyacı ölçek ekonomisine sebep olmaktadır zira operasyonel güvenlik ve güvenilirliği sağlamak için belli  büyük ölçekli yatırım gerekmektedir. Büyük ticari bulut sağlayıcıları, tipik BT departmanlarından farklı olarak çoğunlukla bu probleme daha derin bir uzmanlıkla yaklaşarak, bulut sistemlerini daha güvenli ve güvenilir hale getirmektedirler.
  • Alım gücü: Büyük veri merkezi operatörleri, daha küçük alıcılara göre donanım alımında %30’a varan fiyat avantajlarından faydalanabilirler. Bu avantaj, kurum çapında belirli ve az sayıda donanım ve yazılım mimarisini standartlaştırarak gerçekleştirilebilir. Hatırlamak gerekirse, merkezi işlem birimi döneminin çoğunda, sayı olarak ondan daha fazla mimari aynı anda varlık gösteriyordu. Sunucu/istemci modelinde dahi, bir düzineye yakın UNIX türevi ile Windows Server işletim sistemi, x86 ve RISC mimarisi bulunmaktaydı. Büyük çaplı satın alma, böyle heterojen ortamlarda oldukça zordu. Bulutla birlikte, altyapıdaki homojen yapı büyük çaplı alımları mümküm kıldı.
Henüz ön görülememiş pek çok faydanın veya belki zararın varlığından söz edilebilir. Endüstri, henüz daha önce görülmemiş çapta yatırımların gerçekleştirildiği bir aşamada. Mega ölçekli veri merkezlerine olan yatırmın büyümesi, bu tesisleri daha etkin ve verimli çalıştırabilmek için gereken ARGE yatırımlarının çekinilmeden yapılması anlamına gelmektedir.

12 Temmuz 2011 Salı

Rustock Botnet Operasyonu | Microsoft Türkiye Blog

12 Temmuz 2011 tarihinde Microsoft Türkiye Blogu'nda yayınlanmıştır.

Rustock Botnet Operasyonu | Microsoft Türkiye Blog