14 Temmuz 2011 Perşembe

Bulut Bilişim Ekonomisi – Bölüm 1

14 Temmuz 2011tarihinde mshowto.org web sitesinde yayınlanmıştır.

0
Bilgi teknolojileri, büyük bir değişim geçiriyor. Klasik sunucu/istemci modelinden “bulut bilişime” geçiş, pek çok yenilikle birlikte pek çok soru işaretini de beraberinde getiriyor. Önümüzdeki dönem içinde bu değişimin etkilerinin ne olacağı, teknolojinin ne yönde ilerleyeceği gibi sorular üzerine yürütülen spekülasyonlar karşısında, BT liderlerinin bulut teknolojisi ile ilgili açık ve geniş bir vizyona sahip olmaları gerekiyor. Bu vizyonun en önemli parçası, hiç şüphesiz bulut bilişimin altında yatan uzun dönemli ekonomik etkilerin ve etkenlerin anlaşılması olarak karşımıza çıkıyor.
Bulut bilişim servislerinin gelişi, IT ekonomisini temelden değiştirmeye başladı bile. Bulut teknolojisi, bir yandan BT kaynaklarını standardize ederken, diğer yandan kaynak havuzu yaratarak mevcut kaynakların daha verimli kullanılmasına yardımcı oluyor. Bunun dışında, bulut teknolojisi bugün için manuel olarak yapılan pek çok yönetimsel görevin otomatik olarak yapılmasını sağlıyor. Bulut mimarisi; esnek tüketim, self servis ve kullandığın kadar öde kavramlarının da BT ekonomisine de girmesine öncülük ediyor.
Bulut bilişimin getirileri bunlarla sınırlı değil. Bulut bilişim çekirdek BT altyapısının büyük veri merkezlerine taşınmasını sağlayarak, aşağıda belirtilen üç alanda ekonomik fayda elde edilmesini sağlıyor:
  • Kaynak tarafındaki tasarruflar: Büyük veri merkezleri, sunucu başına  daha az maliyetlidir, yani maliyet avantajı sağlar.
  • Talep tarafındaki bütünleşme: BT altyapısı tarafındaki ihtiyacın birleştirilmesi, sunucu kullanım maliyetlerini azaltır, kaynakların ortalama aktif kulanım süresini artırır.
  • Çoklu-paylaşım modeli: Çoklu paylaşımlı uygulama modeline (multitenant application model) geçiş, müşteri veya kullanıcı sayısı arttıkça uygulama yönetimi ve sunucu yönetimi maliyetlerinin azalmasına yardımcı olur.
Bahsedilen bu üç alandaki faydaları, üç yazıdan oluşan bir yazı dizisi halinde siazlerle paylaşacağız. Kaynak tarafından başlarsak:
Kaynak Tarafındaki Durum
Bulut bilişim, merkezi işlem birimi (mainframe) ve sunucu/istemci modelinin en iyi ekonomik özelliklerini bir arada topluyor. Merkezi işlem birimi yapısı, ekonomik anlamda çoğunlukla merkezi işlem biriminin yüksek maliyeti ve bu karmaşık sistemi yönetebilecek personelin maliyeti ile akıllarda yer etmiştir. Gerekli hesaplama gücü (birim saniyedeki milyon istek birimiyle ölçülen, MIPS) arttıkça, ilk başta maliyet hızlıca azalmıştı; fakat yalnızca büyük merkezi BT organizasyonuna sahip kurumlar yatırımı anlamlı kılacak kaynaklara ve birleşik (aggregate) talebe sahiplerdi. Yüksek maliyet sebebiyle, son kullanıcı çevikliğinden ziyade kaynak kullanımı öncelikli mesele haline geldi ve kullanıcıların istekleri sadece gerekli kaynaklar uygun olduğunda karşılanmaya başlandı.
Daha küçük boyutlu bilgisayarların üretilmesi ve takiben sunucu/istemci modeline geçilmesiyle, satın alınabilen en küçük birimin maliyeti oldukça azaldı ve kaynaklar yönetilmesi ve bakımı daha kolay bir hale geldi. Bu birimlere ayırma modeli, BT servisleri sağlamanın önündeki engelleri önemli ölçüde azalttı ve bir yandan da son kullanıcı çevikliğini önemli ölçüde artırdı. Diğer bir yandan ise, sunucu/istemci modeliyle kullanım ve verimlilik anlamında büyük ölçüde gerileme yaşandı zira herhangi bir amaç için alınmış ve veri merkezlerinde her daim hazır bulunan sunucuların kullanım oranları %5-%10 seviyesine indi.[1]
Bulut bilişim, bazıları tarafından zaman zaman ifade edildiği gibi merkezi işlem birimi modeline doğru bir yönelme değil, aslında kullanıcılara merkezi işlem biriminin sağladığı maliyet ve verimlilik avantajlarından daha fazlasını sunan; sunucu/ istemci modelinin sağladığı birimlere ayrılmış ve son kullanıcı çevikliğinin artırıldığı yapıdan daha fazlasını sunarak, bahsi geçen ödünlerin (maliyet ve son kullanıcı çevikliği) verilmesini oratdan kaldırıyor.
, bahsedilen alanlardan kaynaklanıyor:
  • Güç maliyeti: Kurumlar için elektrik enerjisi maliyetleri giderek artıyor ve gün geçtikçe gider kalemlerinin en önemlisi olma yönündeki iddiasını pekiştiriyor. Günümüzde, elektrik harcamalarının, bir kurumun BT harcamalarının %15-%20’sini oluşturduğu ön görülüyor. Güç Kullanım Verimliliği, büyük işletmelerde küçük işletmelere göre daha düşük seviyelerde seyretme eğiliminde. Küçük çaplı veri merkezi operatörleri elektrik için yerel tarife üzerinden ödeme yaparken; büyük çaplı veri merkezi operatörleri, tesislerini daha ucuz elektrik kaynaklarının var olduğu yerlere kurarak ve büyük anlaşmalar yaparak elektrik enerjisi için ulusal tarifenin dörtte birinden daha az tarifelerle ücretlendirilebiliyorlar.[2] Dahası, farklı lokasyonlarda tesisleri bulunan operatörlerin elektirk oranlarındaki coğrafik değişkenlikten faydalandıkları ve bu yolla enerji maliyetlerini daha da aşağıya çektikleri çeşitli araştırmalar tarafından ortaya konulmuştur.
  • Altyapı iş gücü maliyeti: Bulut bilişim, devamlı tekrarlanan pek çok yönetimsel görevin otomatik bir şekilde gerçekleştirilmesini sağlayarak iş gücü anlamında önemli maliyet avantajı sağlar. Dahası, bu şekilde büyük tesislerin küçük tesislere oranla daha fazla kazanç sağlayabildiği de bilinmektedir. Sıradan bir kurumda, bir sistem yöneticisi yaklaşık 140 sunucu ile ilgilenebilirken, bir bulut veri merkezinde aynı yönetici binlerce sunucuyu yönetebilmektedir. Bu gelişme, BT çalışanlarının katma değeri daha yüksek olan görevlere ve süreçlere zaman ayırabilmesine yardımcı olmaktadır.
  • Güvenlik ve güvenilirlik: Sıklıkla genel (public) bulut kullanımının önünde bir engel olarak gösterilse de, artan güvenlik ve güvenilirlik ihtiyacı ölçek ekonomisine sebep olmaktadır zira operasyonel güvenlik ve güvenilirliği sağlamak için belli  büyük ölçekli yatırım gerekmektedir. Büyük ticari bulut sağlayıcıları, tipik BT departmanlarından farklı olarak çoğunlukla bu probleme daha derin bir uzmanlıkla yaklaşarak, bulut sistemlerini daha güvenli ve güvenilir hale getirmektedirler.
  • Alım gücü: Büyük veri merkezi operatörleri, daha küçük alıcılara göre donanım alımında %30’a varan fiyat avantajlarından faydalanabilirler. Bu avantaj, kurum çapında belirli ve az sayıda donanım ve yazılım mimarisini standartlaştırarak gerçekleştirilebilir. Hatırlamak gerekirse, merkezi işlem birimi döneminin çoğunda, sayı olarak ondan daha fazla mimari aynı anda varlık gösteriyordu. Sunucu/istemci modelinde dahi, bir düzineye yakın UNIX türevi ile Windows Server işletim sistemi, x86 ve RISC mimarisi bulunmaktaydı. Büyük çaplı satın alma, böyle heterojen ortamlarda oldukça zordu. Bulutla birlikte, altyapıdaki homojen yapı büyük çaplı alımları mümküm kıldı.
Henüz ön görülememiş pek çok faydanın veya belki zararın varlığından söz edilebilir. Endüstri, henüz daha önce görülmemiş çapta yatırımların gerçekleştirildiği bir aşamada. Mega ölçekli veri merkezlerine olan yatırmın büyümesi, bu tesisleri daha etkin ve verimli çalıştırabilmek için gereken ARGE yatırımlarının çekinilmeden yapılması anlamına gelmektedir.

12 Temmuz 2011 Salı

Rustock Botnet Operasyonu | Microsoft Türkiye Blog

12 Temmuz 2011 tarihinde Microsoft Türkiye Blogu'nda yayınlanmıştır.

Rustock Botnet Operasyonu | Microsoft Türkiye Blog

29 Haziran 2011 Çarşamba

Bir Botnet Öyküsü: Rustock

Bir Botnet Öyküsü: Rustock: "

Adı:

Win32/Rustock

Ansiklopediye Giriş Tarihi:

Yayınlanma – 18 Ocak 2007

Son Güncellenme:

17 Nisan 2011

Kod Adları:

Spam-Mailbot.c!Rootkit (McAfee)

Backdoor.Rustock (Sunbelt Software)

Backdoor.Rustock (Symantec)

Uyarı Seviyesi:

Yüksek

Korunma Yöntemleri:

Microsoft tarafından en güncel tanımlamaları indirmeniz önerilir.


Rustock botnetinin Microsoft Kötücül Yazılım Koruma Merkezi (Malware Protection Center – MPC)’ndeki ön bilgileri yukarıda belirtildiği şekilde verilmişti. Çoğunuz için, yukarıdaki tanımlamalar pek bir şey ifade etmeyebilir ki zaten bu yazının hazırlanmasındaki temel amaç, sizlerin bilgi güvenliği konusunda botnetler özelinde bilgi sahibi olmanızı sağlamak… Çünkü botnetler bilgi güvenliğini tehdit eden en büyük risklerden bir tanesi. Rustock’a dönersek; bir botnet olan Rustock, aslında ilk olarak 2006 yılının başlarında farkedildi ve daha sonraları hızla önemli ve ciddi bir tehdit haline dönüştü. Bunun sonucunda Rustock, Nisan 2007’de kötücül yazılım olarak kara listeye alındı. Dünya çapındaki en büyük spam e-posta kaynaklarından birisi olarak faaliyet gösternen Rustock, geçtiğimiz Mart ayında Microsoft tarafından durduruldu.


İnternetin herkes tarafından kullanılmaya başlandığı ilk zamanlarda, robot sözcüğünden türetilmiş “bot” ifadesi, kendi kendine herhangi bir ağ veya makine üzerinde bir dizi görevi yerine getirebilen ve önceden programlanmış yazılımların ismi olarak ortaya çıktı. Aslında “bot”lar, ilk zamanlarda pek çok yararlı ve önemli fonksiyonu gerçekleştirmeleri amacıyla yaratıldılar. Ne yazık ki, botların yalnızca iyi amaçlar için kullanılması pek de uzun ömürlü olmadı ve botlar zaman içerisinde kötü amaçlar için de kullanılmaya başlandı. Bu kötü amaçlardan bir tanesi, uzaktan ve kullanıcıların sezemeyeceği bir şekilde belli bir amaca yönelik, çoğu zaman saldırı amaçlı bir bilgisayar ordusu oluşturmak. İşte bu amaç için yaratılmış botlara, “botnet” deniyor. Örneğin, Türkiye de dahil olmak üzere dünyanın çeşitli yerlerinde bazı kurumları hedef alan saldırılar düzenleyen son dönemin gözde hacker gruplarından Anonymous, belirli bir hedefe saldırı düzenlemeden önce gönüllülerinin bilgisayarlarına botnetler gönderip, saldırılarını bu botnetler yoluyla gerçekleştiriyor. Bir bilgisayara botnet bulaştırmanın birçok yolu bulunuyor. Hackerlar, bir bilgisayara botnet bulaştırmak için çoğu zaman yazılımlar üzerindeki zafiyetleri kullanırlar. Bununla beraber, hackerlar sosyal mühendislik yöntemlerini de botnet yaymak için kullanabilirler. Botnet bulaşmış bilgisayarlara “zombi” bilgisayarlar denir ve kullanıcılar çoğu zaman bilgisayarlarına botnet bulaştığının farkında olmazlar.


Peki neden Rustock? Çünkü Rustock, bugüne kadar karşılaşılan en karmaşık, en yaygın ve bu sebeplerden dolayı en ünlü botnetlerden bir tanesi. Botnetin davranışı zaman içerisinde değişkenlik gösterse de, bir günde 30 milyar spam e-postası gönderebilme yeteneğiyle Rustock dünyanın en büyük spambotlarından birisi olarak ün salmış durumdaydı. Microsoft’un Amerika’daki “Dijital Suçlar Birimi (Digital Crimes Unit – DCU)”nin raporuna göre, Rustock bulaşmış tek bir zombi bilgisayar, 45 dakika gibi kısa bir sürede 7500 tane (yani bir günde 240000 tane) spam e-postası gönderebiliyordu. Dahası, Rustock tarafından gönderilen e-postaların çoğu, halk sağlığını tehdit eden sahte veya reçetesiz ilaç reklamları içermekteydi. Rustock’un oluşturduğu tehdit öyle ciddi boyutlara ulaştı ki dünyanın en büyük ilaç üretecilerinden olan Pfizer’in bir deklarasyon yayınlamasına sebep oldu. Pfizer’ın yayınladığı deklarasyona göre Rustock tarafından reklamı yapılan ilaçların sıklıkla yanlış aktif maddeler içerdiği, yanlış dozaj bilgileri içerdiği ve bunlardan daha kötüsü ilaçların yapımında sağlıklı olmayan yöntemler kullanıldığı belirtilmekteydi.



Üst taraftaki resimde, Rustock botnetinin dünya çapındaki yayılma durumu gösterilmiştir. Her ne kadar Rustock botneti reklam amaçlı spam e-postası göndermek amacıyla kullanılsa da, bu ölçüde büyüklüğe erişmiş bir botnet her türlü siber suç işleme amacıyla kullanılabilirdi ve Rustock botnetinin durdurulması bu yüzden önemliydi. Botnetler uzaktan tek bir komutla harekete geçirilebildikleri gibi, şifre hırsızlığı veya hizmet engelleme saldırısı gibi pek çok farklı amaçlar için kullanılabilirlerdi.


17 Mart 2011 günü Microsoft DCU birimi, Rustock botnetinin faaliyetini durdurmayı başardı. Botnetin, durdurulduğu gün itibarıyla 1 milyona yakın bilgisayarı etkilediği ve bir günde milyarlarca spam e-postası gönderdiği tahmin ediliyordu. Rustock botnetinin durdurulması için düzenlenen operasyonun adı “b107” operasyonuydu ve bu operasyon Microsoft DCU’nun Microsoft Kötücül Yazılım Koruma Merkezi (Microsoft Malware Protection Center – MMPC) ile birlikte yürüttüğü ikinci en yüksek profilli botnet indirme operasyonuydu. Aslında bu operasyon, Microsoft’un MARS Projesi olarak bilinen botnetlerin durdurulması ve botnet bulaşmış bilgisayarların tekrar sağlığına kavuşması için yürüttüğü projenin bir parçasıydı.


Rustock botnetinin durdurulmasının gözle görünür etkileri oldu. Bunlardan en belirgini, Rustock botnetinin durdurulmasını izleyen bir aylık dönemde dünya genelindeki spam e-posta sayısının üçte bir oranında azalmış olmasıydı. Botnetin durdurulmasından önceki hafta dünya genelinde günlük ortalama spam e-posta sayısı 52 milyar iken, botnetin durdurulmasından sonra bu sayı 33 milyara indi. Botneti indirdikten sonra konuyla ilgili çalışmalarına ara vermeden devam eden Microsoft DCU ekibi, botnet bulaşan bazı bilgisayarlarda yaptığı araştırma sonucunda bir bilgisayarda 427000 e-posta adresi barındıran bir dosyayla karşılaştı. Yalnızca bir bilgisayardaki bir dosyada bu derecede çok adresin bulunması, Rustock’un gücü hakkında önemli bir bilgi kanıt olarak ortaya kondu. Araştırmalar sonucunda botnetin asıl sahiplerinin Rusya’da olabileceğine dair kanıtlar elde edildi ama bu yönde henüz kesin bir sonuç elde edilemedi; çünkü bir botnetin doğum yerini keşfetmek oldukça zordur zira internet trafiğini anonim hale getiren yöntemler hackerlar tarafından sıklıkla kullanılır.


Microsoft’un Rustock ile olan mücadelesini kazanması, kısa vadede spam e-posta sayısı üzerinde etkili olmuş gibi gözüküyorsa da, uzun vadede dünya genelindeki spam e-posta miktarının pek de değişmeyeceği öngörülüyor. Bu yüzden kullanıcıların mutlaka ve mutlaka konuyla ilgili bilinçli ve dikkatli olası gerekiyor. Yalnızca bilinçli olmak de kötücül yazılımlardan korunmaya yetmeyebilir. Bu noktada bazı basit önlemlerle, daha korunaklı bir bilgisayara veya sisteme sahip olunabilir. Bilgisayarınızın güvenlik duvarını aktif hale getirmek, güçlü şifreler kullanmak, antivirüs yazılımları kullanmak, bilmediğiniz veya güvenmediğiniz sitelerden uzak durmaya çalışmak ve son olarak da korsan yazılım kullanmamak, daha güvenli bir bilgisayara sahip olmak için alınabilecek önlemlerden yalnızca birkaçıdır. “Daha güvenli bir bilgisayara sahip olabilmek için neler yapabilirim?” diyorsanız, daha detaylı bilgiye buradan ulaşabilirsiniz.

"

Bir Botnet Öyküsü: Rustock

29 Haziran 2011 tarihinde Microsoft Türkiye Blog'unda yayınlanmıştır.


Adı:                                      Win32/Rustock
Ansiklopediye Giriş Tarihi: Yayınlanma - 18 Ocak 2007
                                             Son Güncellenme - 17 Nisan 2011
Kod Adları:                          Spam-Mailbot.c!Rootkit (McAfee)
                                             Backdoor.Rustock (Sunbelt Software)
                                             Backdoor.Rustock (Symantec)  
Uyarı Seviyesi:                    Yüksek
Korunma Yöntemleri:        Microsoft tarafından en güncel tanımlamaları indirmeniz önerilir.
Rustock botnetinin Microsoft Kötücül Yazılım Koruma Merkezi (Malware Protection Center – MPC)’ndeki ön bilgileri yukarıda belirtildiği şekilde verilmişti. Çoğunuz için, yukarıdaki tanımlamalar pek bir şey ifade etmeyebilir ki zaten bu yazının hazırlanmasındaki temel amaç, sizlerin bilgi güvenliği konusunda botnetler özelinde bilgi sahibi olmanızı sağlamak… Çünkü botnetler bilgi güvenliğini tehdit eden en büyük risklerden bir tanesi. Rustock’a dönersek; bir botnet olan Rustock, aslında ilk olarak 2006 yılının başlarında farkedildi ve daha sonraları hızla önemli ve ciddi bir tehdit haline dönüştü. Bunun sonucunda Rustock, Nisan 2007’de kötücül yazılım olarak kara listeye alındı. Dünya çapındaki en büyük spam e-posta kaynaklarından birisi olarak faaliyet gösternen Rustock, geçtiğimiz Mart ayında Microsoft tarafından durduruldu.

İnternetin herkes tarafından kullanılmaya başlandığı ilk zamanlarda, robot sözcüğünden türetilmiş “bot” ifadesi, kendi kendine herhangi bir ağ veya makine üzerinde bir dizi görevi yerine getirebilen ve önceden programlanmış yazılımların ismi olarak ortaya çıktı. Aslında “bot”lar, ilk zamanlarda pek çok yararlı ve önemli fonksiyonu gerçekleştirmeleri amacıyla yaratıldılar. Ne yazık ki, botların yalnızca iyi amaçlar için kullanılması pek de uzun ömürlü olmadı ve botlar zaman içerisinde kötü amaçlar için de kullanılmaya başlandı. Bu kötü amaçlardan bir tanesi, uzaktan ve kullanıcıların sezemeyeceği bir şekilde belli bir amaca yönelik, çoğu zaman saldırı amaçlı bir bilgisayar ordusu oluşturmak. İşte bu amaç için yaratılmış botlara, “botnet” deniyor. Örneğin, Türkiye de dahil olmak üzere dünyanın çeşitli yerlerinde bazı kurumları hedef alan saldırılar düzenleyen son dönemin gözde hacker gruplarından Anonymous, belirli bir hedefe saldırı düzenlemeden önce gönüllülerinin bilgisayarlarına botnetler gönderip, saldırılarını bu botnetler yoluyla gerçekleştiriyor. Bir bilgisayara botnet bulaştırmanın birçok yolu bulunuyor. Hackerlar, bir bilgisayara botnet bulaştırmak için çoğu zaman yazılımlar üzerindeki zafiyetleri kullanırlar. Bununla beraber, hackerlar sosyal mühendislik yöntemlerini de botnet yaymak için kullanabilirler. Botnet bulaşmış bilgisayarlara “zombi” bilgisayarlar denir ve kullanıcılar çoğu zaman bilgisayarlarına botnet bulaştığının farkında olmazlar.

Peki neden Rustock? Çünkü Rustock, bugüne kadar karşılaşılan en karmaşık, en yaygın ve bu sebeplerden dolayı en ünlü botnetlerden bir tanesi. Botnetin davranışı zaman içerisinde değişkenlik gösterse de, bir günde 30 milyar spam e-postası gönderebilme yeteneğiyle Rustock dünyanın en büyük spambotlarından birisi olarak ün salmış durumdaydı. Microsoft’un Amerika’daki “Dijital Suçlar Birimi (Digital Crimes Unit – DCU)”nin raporuna göre, Rustock bulaşmış tek bir zombi bilgisayar, 45 dakika gibi kısa bir sürede 7500 tane (yani bir günde 240000 tane) spam e-postası gönderebiliyordu. Dahası, Rustock tarafından gönderilen e-postaların çoğu, halk sağlığını tehdit eden sahte veya reçetesiz ilaç reklamları içermekteydi. Rustock’un oluşturduğu tehdit öyle ciddi boyutlara ulaştı ki dünyanın en büyük ilaç üretecilerinden olan Pfizer’in bir deklarasyon yayınlamasına sebep oldu. Pfizer’ın yayınladığı deklarasyona göre Rustock tarafından reklamı yapılan ilaçların sıklıkla yanlış aktif maddeler içerdiği, yanlış dozaj bilgileri içerdiği ve bunlardan daha kötüsü ilaçların yapımında sağlıklı olmayan yöntemler kullanıldığı belirtilmekteydi.



Üst taraftaki resimde, Rustock botnetinin dünya çapındaki yayılma durumu gösterilmiştir. Her ne kadar Rustock botneti reklam amaçlı spam e-postası göndermek amacıyla kullanılsa da, bu ölçüde büyüklüğe erişmiş bir botnet her türlü siber suç işleme amacıyla kullanılabilirdi ve Rustock botnetinin durdurulması bu yüzden önemliydi. Botnetler uzaktan tek bir komutla harekete geçirilebildikleri gibi, şifre hırsızlığı veya hizmet engelleme saldırısı gibi pek çok farklı amaçlar için kullanılabilirlerdi.

17 Mart 2011 günü Microsoft DCU birimi, Rustock botnetinin faaliyetini durdurmayı başardı. Botnetin, durdurulduğu gün itibarıyla 1 milyona yakın bilgisayarı etkilediği ve bir günde milyarlarca spam e-postası gönderdiği tahmin ediliyordu. Rustock botnetinin durdurulması için düzenlenen operasyonun adı “b107” operasyonuydu ve bu operasyon Microsoft DCU’nun Microsoft Kötücül Yazılım Koruma Merkezi (Microsoft Malware Protection Center – MMPC) ile birlikte yürüttüğü ikinci en yüksek profilli botnet indirme operasyonuydu. Aslında bu operasyon, Microsoft’un MARS Projesi olarak bilinen botnetlerin durdurulması ve botnet bulaşmış bilgisayarların tekrar sağlığına kavuşması için yürüttüğü projenin bir parçasıydı.

Rustock botnetinin durdurulmasının gözle görünür etkileri oldu. Bunlardan en belirgini, Rustock botnetinin durdurulmasını izleyen bir aylık dönemde dünya genelindeki spam e-posta sayısının üçte bir oranında azalmış olmasıydı. Botnetin durdurulmasından önceki hafta dünya genelinde günlük ortalama spam e-posta sayısı 52 milyar iken, botnetin durdurulmasından sonra bu sayı 33 milyara indi. Botneti indirdikten sonra konuyla ilgili çalışmalarına ara vermeden devam eden Microsoft DCU ekibi, botnet bulaşan bazı bilgisayarlarda yaptığı araştırma sonucunda bir bilgisayarda 427000 e-posta adresi barındıran bir dosyayla karşılaştı. Yalnızca bir bilgisayardaki bir dosyada bu derecede çok adresin bulunması, Rustock’un gücü hakkında önemli bir bilgi kanıt olarak ortaya kondu. Araştırmalar sonucunda botnetin asıl sahiplerinin Rusya’da olabileceğine dair kanıtlar elde edildi ama bu yönde henüz kesin bir sonuç elde edilemedi; çünkü bir botnetin doğum yerini keşfetmek oldukça zordur zira internet trafiğini anonim hale getiren yöntemler hackerlar tarafından sıklıkla kullanılır.

Microsoft’un Rustock ile olan mücadelesini kazanması, kısa vadede spam e-posta sayısı üzerinde etkili olmuş gibi gözüküyorsa da, uzun vadede dünya genelindeki spam e-posta miktarının pek de değişmeyeceği öngörülüyor. Bu yüzden kullanıcıların mutlaka ve mutlaka konuyla ilgili bilinçli ve dikkatli olası gerekiyor. Yalnızca bilinçli olmak de kötücül yazılımlardan korunmaya yetmeyebilir. Bu noktada bazı basit önlemlerle, daha korunaklı bir bilgisayara veya sisteme sahip olunabilir. Bilgisayarınızın güvenlik duvarını aktif hale getirmek, güçlü şifreler kullanmak, antivirüs yazılımları kullanmak, bilmediğiniz veya güvenmediğiniz sitelerden uzak durmaya çalışmak ve son olarak da korsan yazılım kullanmamak, daha güvenli bir bilgisayara sahip olmak için alınabilecek önlemlerden yalnızca birkaçıdır. “Daha güvenli bir bilgisayara sahip olabilmek için neler yapabilirim?” diyorsanız, daha detaylı bilgiye buradan ulaşabilirsiniz.
"